Verem (Tüberküloz)

verem

Geçmiş yıllar içinde verem ölüme en çok neden olan hastalıklardan biriydi. Gelişen teknoloji ve tıp bu hastalığın ciddi derecede azalmasını ve yaygınlaşmasını önledi fakat gelişmemiş ülkelerde ne yazık ki verem, hala birincil ölüm sebebi olarak kayıtlara geçmektedir. Hastalığın tedavisinin zor olması ve kolayca bulaşıyor olması hastalığın ilerlemesini kolaylaştıran en önemli faktördür.

Verem bir bakterinin vücuda girmesiyle oluşur. Genellikle bu bakteri solunum yoluyla vücuda geçtiği için akciğere yerleşir. Bazen diğer organlara da yerleştiği görülür. Akciğerde kalan bu virüs, ilk başta belirti vermez. Genellikle kişinin bağışıklık sistemi düştüğünde çoğalarak akciğerleri tutar ve verem hastalığını oluşturur.

Tıp dilinde tüberküloz da adı verilen bu hastalığın, akciğerlerde yara oluşturduğu ve burada ciddi hasara neden olduğu bilinmektedir. Üstelik bulaşması da oldukça kolaydır. Genellikle veremli kişinin hapşırması ya da öksürmesiyle verem mikrobu havaya bulaşır. Burada bulunan kişilerin nefes almasıyla da bakteri vücuda alınmış olur. Veremden korunmanın ilk şartı aşı olmaktır. Genellikle çocuklara iki aylıkken ve yedi yaşındayken verem aşısı yapılarak hastalığın görülmesi engellenmiş olur.

            Verem Belirtileri

  • Şiddetli öksürük,
  • Koyu bazen de kanlı balgam,
  • Kilo kaybetme,
  • Halsizlik ve iştahsızlık,
  • Gece artan terlemeler,
  • Ani ateş yükselmesi,
  • Nefes almada zorluk çekme.

Verem tedavisi erken yapıldığı zaman genelde akciğerlere fazla zarar vermeden hastalık atlatılabilir. Ancak yukarıda sayılan belirtiler diğer akciğer hastalıklarında da görüldüğü için, kişi verem olduğunu düşünmez. Çoğu zaman hastalık ancak ilerlediği durumlarda verem teşhisi konulabilir. Bu durumda verem tedavisi zorlaşır ve uzun sürer.

Verem teşhisi için pek çok yöntem uygulanır. Hastanın fiziki muayenesinde görülen belirtilerinin yanı sıra, balgam kültürü alınması ya da akciğer filmi çekilmesiyle hastalığın var olup olmadığına bakılır. Bazı durumlarda bu belirtiler görüldüğü halde verem mikrobuna rastlanmaz. Bu durumda daha detaylı inceleme yapmak gerekebilir.

Verem hastalığında, ilaç tedavisiyle etkili sonuç alınabilmektedir. Ancak bunun yanı sıra hastaların da bazı konulara dikkat etmesi gereklidir. Örneğin sağlıklı beslenme ve hijyene önem verme bu hastalığın iyileştirilmesine büyük katkı sağlar. Bitkisel tedavi yöntemleri de veremin iyileşmesini sağlamaktadır.

Vereme iyi gelen bitkiler, genellikle bağışıklık güçlendirici bitkilerdir. Özellikle C vitamini açısından zengin, besleyici ve vitaminli sebze ve meyveler vücut direncinin geri kazanılmasına fayda sağlar.

Çoban çantası (Capsella Bursa – Pastoris)

çoban çantası

Çoban çantası, turpgiller familyasından genellikle çorak arazilerde ve tarım alanlarında yetişen tüylü bir yıllık otsu bir bitkidir. Anavatanı Akdeniz havzasıdır. Kuraklığa ve soğuğa dayanıklı, boyu 40-50 cm civarında kalp şeklinde meyveleri bulunan bir bitkinin, yaprakları açmış bir gülü andırır. Çiçeklenme zamanı Aralık, Ocak aylarıdır. İçeriğinde tanen, saponin, uçucu yağlar, flavonlar, reçine, peptid, potasyum, organik asitler bulunur. Çoban çantası genellikle yabani ot olarak bilinir. Halk arasında medik, kuşkuş otu, çıngıdaklı ot olarak ta isimlendirilir. Çiçekleri bir üzüm salkımını andıran çoban çantası, tavuklar için de iyi bir besindir.

Çoban çantası faydaları şunlardır.

  • Vücudun içerisinde ve dışında meydana gelen kanamaları keser. Damarları daraltıcı etkiye sahiptir.
  • Özellikle mide, burun, bağırsak ve adet kanamalarında etkilidir. Yapılacak ameliyatlar öncesi kanama riski açısından içilmesi önerilir.
  • Basur kanamaları için, oturma banyolarının yapılması faydalıdır.
  • Karaciğer, varis, damar problemlerinde tedavi için kullanılır.
  • Kan dolaşımını düzenler, idrar arttırıcı özelliği vardır. Böbreklerin iyi çalışmamasından dolayı vücudun su tutması durumda etkisi çok fazladır.
  • Kas gevşetici olarak kullanılır. Rahatlatıcı özelliği oldukça fazladır.
  • Kas erimelerinde yapılacak bir şey kalmamışsa çobançantası çare olabilir.
  • Yüksek ve düşük tansiyon problemlerinde faydalı bir bitkidir.

Çoban çantası, çiçekleri ve sapları kurutularak çay olarak, tentür, aynı zamanda çiğ olarak ve pişirilerek tüketilebilir. Kullanılan bölümleri toprak üstündeki kısımlarıdır.  Şifalı bitkiler içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan çoban çantası, bitkisel tedavi amaçlı daha çok çay olarak tüketilir. Kanamaları dindirici özelliğinde, kanamanın durmasıyla çay tüketimini bırakmak gerekir. Çoban çantası bitkisinin bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen hamilelik esnasında kullanılmaması gerekir. Bütün bitkiler gibi, bunun da kullanılması için bir uzmandan yardım almanızı öneririz. Kullanım dozunu ayarlayarak, en yüksek faydanın alınacağını belirtmek isteriz. Kaynamış su içerisine konularak dinlendirilir ve çay olarak içime hazır hale getirilir. Özellikle kadınların menopoz dönemlerinde çok rahatlatıcı bir içecektir. Sağlığımız için doğadan alacağımız yardımları küçümsememeli, bitkileri bilinçli olarak kullanmalıyız.

Mide yanmasına ne iyi gelir?

mide yanması

Mide yanması günümüzde pek çok insanın sık sık başına gelen bir rahatsızlıktır. Mide yanması yemekten önce veya sonra olabileceği gibi; yemek sırasında da meydana gelebilir. Midenin yemekleri sindirip bağırsaklara gönderme işlemi sırasında fazla asit salgılayıp, ortamdaki asit miktarını çoğaltmasıyla oluşmaktadır. Mide yanması tüm insanlarda görülebilen bir rahatsızlık olduğu gibi; hamile kadınlarda da sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Hamilelikteki mide yanması ise midedeki asidik ortamın çoğalmasından çok rahimin büyüyerek mideyi sıkıştırmasından kaynaklanmaktadır. Hamileliğin ilerleyen aylarında bu şikayetler de artar.

Mide Yanması Nedenleri

  • Ayaküstü atıştırmak,
  • Acele yemek yemek,
  • Büyük lokmaları çiğnemeden yutmak,
  • Masadan aşırı doyarak kalkmak,
  • Yemekten sonra hemen yatmak,
  • Yemekten sonra sağ tarafa uzun süre yatmak,
  • Yiyeceklerin çok sıcak veya çok soğuk olarak tüketilmesi.

Mide yanmasına ne iyi gelir? 
Lahana ve karnabahar içerdikleri maddeler sayesinde mideyi koruyucu bir görev üstlenirler. Ancak bu besinleri çok pişirmeden çiğ olarak tüketmek veya salata olarak tüketmek gerekmektedir. Kahve içmemek ya da türk kahvesini tercih etmek de mide yanmasına iyi gelmektedir. Aynı zamanda bitki çayları tüketmek de mideyi rahatlatmaktadır. Kahvaltıda tam haşlanmış yumurta ve kepekli gıdalar tüketmek, deniz ürünlerini çok sık tüketmemek de mide yanmasına iyi gelmektedir.

Mide yanmasına bitkisel çözüm yöntemleriyle de engel olunabilmektedir. Bitkisel tedavi birçok konuda olduğu gibi mide yanmasında da başvurulan alternatif tedavilerden biridir. Özellikle havuç suyu, yoğurt, nane çayı, papatya çayı, meyankökü gibi bitkiler mide yanmasında oldukça etkilidir.

Çilek (Fragaria)

çilek strawberry

Çilek, gülgiller familyasından, yayvan yeşil yaprakları, kırmızı küçük meyveleri olan bir bitkidir. Yetiştirilmesi pek kolay olmadığından ve ekildiği toprak türünden, hava koşullarına kadar her şeyden çok çabuk etkilenebildiği için oldukça değerli bir meyve türüdür. Bol C vitamini içerdiği ve dönemsel bir meyve olup, her zaman yetiştirilememesinden dolayı da ayrıca değerlidir. İlkbaharla birlikte tomurcuklanan bitki birkaç hafta içerisinde tomurcukların patlamasıyla birlikte meyve vermeye başlar. Bu bakımdan ilkbahar ve özellikle yaz dönemi çilek mevsimi olarak geçer.

Çilek, gerek Türk mutfağında gerek diğer ülkelerin mutfaklarında farklı yöntemlerle yer bulmuştur. Örneğin Türkiye’de daha çok bol şekerli suda bütün meyve parçalarının bekletilmesiyle oluşan çilek reçeli yapılırken Avrupa ve Amerika’da ise parçalanan meyvelerin şekerli suyla karıştırılmasıyla yapılan çilek marmelatı tercih edilir. Birçok içeceğin, sütlü tatlının ve çilekli pasta gibi hamur işi yiyeceklerin içerisinde yer almaktadır. Tioga, aliso, pocahontas, brio, pajaro, selva, hanoeye, lester, red chief ve 216 gibi farklı çeşitleri bulunmaktadır.

Şifalı meyveler içinde sayılan çileğin faydaları şöyle sıralanabilir;

  • İçeriğinde bol miktarda B, C ve K vitaminlerini barındırır, vücuda güç, kuvvet verir.
  • Antioksidan olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirir, kanserle mücadele konusunda etkilidir. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Damar tıkanıklığı, kolesterol gibi hastalıkları önlemek için iyi bir yardımcıdır.
  • Sindirim sisteminin doğru ve sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlar, bağırsak kurtlarını engellemek için tüketilebilir.
  • Rahatlatıcı etkisinden dolayı stresten arındırır, sinir sistemini ve kan akışını olumlu yönde etkiler, kanı temizler.
  • Cildi temizlediği, arındırdığı için sağlıklı ve güzel bir cilt elde etmek adına kullanılabilir.
  • Böbrekteki taş ve kumların dökülmesini hızlandırır, kolaylaştırır.
  • Kemik, eklem ve romatizma ağrılarını giderir.
  • İyi bir hazımsızlık ve kabız gidericidir. İdrar söktürücü etkisi de mevcuttur.
  • Beyaz dişler ve sağlıklı, kokusuz bir ağız elde etmek için de çilekten yararlanılabilir.

Çilek, herhangi bir işlemden geçirilmeden çiğ bir şekilde tüketilebileceği gibi sıkılarak suyu da içilebilir. Yaprakları kaynatıldıktan sonra çay şeklinde de tüketilebilir. Ayrıca piyasada birçok cilt temizleme ve nemlendirme ürününde de bulunur. Çilek bazı kişilerde alerji yapabildiğinden dolayı beklenmedik durumlarla karşılaşıldığı durumlarda her zaman bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Bronşit Belirtileri

bronşit belirtileri

Bronşit genelde çocuklarda görülen, hırıltı ve öksürükle kendini gösteren ciddi bir hastalıktır. Her insanda nefes borusunu akciğerlere bağlayan iki adet kol bulunur. Bu kollara da bronş adı verilir. Çeşitli sebepler sahip olduğumuz bu bronşların iltihaplanması sonucu bronşit hastalığı oluşur. Çocukların vücut direnci yetişkinlere göre daha düşük olduğu için, çocuklarda görülme sıklığı fazladır.

Bronşit kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisi akut bronşit ikincisi de kronik bronşittir. Akut bronşite, virüs ve bakterilerin sebep olduğu düşünülmektedir. Bu virüsler, vücuda genellikle solunum yoluyla girer ve bronşlara yerleşerek iltihap olmasına neden olur. Akut bronşitte, bronşlar şişer ve balgam da artış olur. Bunların yanı sıra ateş ve halsizlik te görülebilir.

Kronik bronşit ise yetişkinlerde daha sık görülen bir türdür. Özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde ve sigara içen kişilerde yoğun olarak bu hastalığa rastlanmaktadır. Kronik bronşit de kendini, en az üç ay boyunca devam eden kuru öksürük ve balgam çıkarmayla belli eder. İki yıl içinde bu belirtiler, üç ay boyunca birini rahatsız ediyorsa o kişi kronik bronşit olmuş demektir.

Bronşit Belirtileri

  • Nefes alırken hırıltı oluşması,
  • Geceleri daha fazla artan öksürük,
  • Balgam çıkarma,
  • Boğaz ve göğüste ağrı,
  • Zaman zaman yükselen ateş,
  • Kaslarda ağrı,
  • Halsizlik,
  • Kronik bronşitte de bu belirtiler daha uzun süre görünür,
  • Ayrıca kronik bronşit olan biri, çabuk yorulur ve çoğu zaman kendini yorgun hisseder.

Bronşit tedavisi yapılacağı zaman öncelikle hastalığın kesin teşhisi konulmalıdır. Tedavi için pek çok ilaç önerilir ancak genelde bu ilaçların bronşiti iyileştirmediği bilinir. İlaçlar daha çok hastayı rahatlatmaya ve bronşit sebebiyle oluşan belirtileri azaltmaya yöneliktir.

Bronşit tedavisinde en önemli şey temiz ve nemli havadır. Bolca sıvı tüketmek ve dinlenmek de hastalığın daha çabuk atlatılmasına fayda sağlar. Çocuklarda bronşit tedavi edilmediği takdirde kronikleşebilir ve kişiyi hayatı boyunca rahatsız edebilir. Ayrıca astım veya zatürre gibi ciddi hastalıklara da sebep olabilir.

Bronşite ne iyi gelir?
Nemli havanın yanı sıra pek çok bitkinin de bronşit hastalarını iyileştirdiği bilinmektedir. Bronşite iyi gelen bitkiler arasında en bilineni zencefildir. Zencefil balla karıştırılarak hasta olan kişiye yedirilebilir. Ayrıca denizkadayıfı da bronşiti iyileştiren diğer bir şifalı bitkidir.

Çıbanotu (Veronica Officinalis)

çıbanotu veronicaofficinalis

Çıbanotu, kuru topraklarda daha çok fundalıkların, yol kenarlarının, ormanların içinde yetişen bir bitkidir. Dokunulduğunda kopan çok hassas yapraklara sahip olan bitkinin en dayanıklı olanı ormanlarda meşe ağaçlarının altında yetişenleridir. Mayıs ve Ağustos arası çiçeklenen çıbanotu, çiçeklerin olduğu sapları toplanarak kurutulur. Çiçekleri açık mavi, menekşe rengindedir. Halk arasında yavşan otu, Avrupa çayı olarak ta bilinmektedir. İçeriğinde acı maddeler, tanin, temel yağlar, glikozitler, C vitamini bulunmaktadır. Tentür ve çay elde edilmek suretiyle, dâhili ve harici kullanımı mümkündür. Romalılar tarafından çok eskiden de kullanılan çıbanotu, tüm hastalıkların ilacı olarak bilinmektedir.

Çıbanotu Faydaları

  • Kolesterol düşürmede etkili bir bitkidir. Günde 2 bardak çıban otu çayı içmek bunun için yeterlidir.
  • Mide ve bağırsak rahatsızlıklarında sık kullanılır.
  • İştah açıcı, sakinleştirici, hafızayı kuvvetlendirici etkisi fazladır.
  • Unutkanlık sorunlarında faydalı bir bitkidir.
  • Zihinsel çalışanlar için etkin bir rahatlama sağlar.
  • Romatizma ağrılarına haricen sürülmesi ağrıların azalmasında etkilidir.
  • İdrar ve mesanedeki kumları düşürmede, gut hastalığında faydalıdır.
  • Kronikleşmiş egzama ve cilt hastalıklarına iyi gelir.
  • Kan temizleyicidir, kaşıntılara iyi gelir.
  • İltihaplı ve zor iyileşen kronikleşmiş yaralarda kullanımı olumlu sonuçlar verir.

Çıbanotu, diğer şifalı bitkiler ile birlikte kullanıldığında da rahatsızlıklar üzerinde iyileştirici etkileri olan bir bitkidir. Bitkisel tedavi alanında oldukça sık kullanılan bu karışımlar tedavi edici özellikleri ile tercih edilmektedir.

Farfara otu, ısırgan otu, sinir otu, Hindiba kökü, ciğer otu, Hindiba çiçeği, kereviz kökü gibi bitkiler, çıbanotu ile karıştırılarak çeşitli rahatsızlıklarda kullanılır. Bunun için bir uzmandan yardım almanız, doğru karışımlar yapmanız için önerilir. Bu karışımlar piyasada hazır olarak ta, bulunmaktadır.

Belli aralıklarla çıbanotu çayının içilmesi vücuttaki kireçlenmeleri önlemesi ve dinçlik vermesi açısından önerilmektedir. Ruhsal açıdan sağladığı rahatlık sebebiyle, günde 2 bardak çayını tüketmemiz uygundur. Sağlıklı bir yaşam sürebilmek, doğanın nimetlerinden faydalanabilmek için doğru ve bilinçli tercihlerle hareket etmeliyiz.

Göz Batması

göz batması

Göz batması rahatsızlığı, genelde soğuk havalarda genelde meydana gelen bir şikayettir. Havanın etkisiyle göz kurur ve gözyaşı kanallarında kaşıntı yapar. Gözyaşı kanallarında gözyaşı azalmaya başlar, bu da gözde batmaya neden olmaktadır. Bu rahatsızlık genelde akşam saatlerinde ortaya çıkmaktadır.

Göz batması neden olur?

  • Gözlerin soğuk havaya maruz kalması,
  • Uykusuzluk,
  • Aşırı yorgunluk

Göz kuruluğu ilk belirtisi göz batmasıdır. Bilgisayar kullanan kişilerde bir süre sonra gözde kuruluğu ve göz yorgunluğu görülebilir.

Göz batması nasıl geçer?
Öncelikle göz batması nedenleri araştırılmalıdır. Göze herhangi bir yabancı madde girmiş ise göz batması sıkıntısına neden olabilir. Göz kuruluğu farklı aşamalarda meydana gelirken ilk aşaması ileri seviye göz kuruluğudur. Erken aşamadaki göz kuruluğu rahatsızlığı teşhis edildiğinde ileri aşamalar için önlem alınması önemlidir.

Göz batmasına ne iyi gelir?
Öncelikle kişinin yattığı odanın nemli olması önemlidir. Çalışılan ortamdaki havalandırma sisteminin göze teması engellenmeli aynı zamanda göz yorgunluğu ve kuruluğuna iyi gelen göz damlaları kullanılabilir.

Göz kaşıntısı, göz yorgunluğu ya da göz batması rahatsızlıklarında altta yatan nedenlerden biri de yoğun çalışan ve yakın mesafeden bilgisayar kullanan ya da çok fazla kitap okuyan kişilerin karşılaştığı sendrom olarak bilinmektedir. Bilgisayar ile çalışılan mesleklerin yüzde 90′ında görülmektedir. Bu sendromun belirtileri arasında, gözde yanma, baş ağrısı, gözde ağrı, odaklanamama yer almaktadır.

Bilgisayar ile çalışanlara bilgisayar gözlüğü kullanmaları önerilir. Aynı zamanda bilgisayar ile göz arasında belirli bir mesafe olmalıdır. Bu mesafe genelde 70 santime kadar olabilir. Bilgisayar gözlüklerinin temin edilmesi ufak bir muayene gerektirebilir. Kişide eğer astigmat, hipermetrop ve miyopluk varsa göz yorgunluğu ve göz batması çok daha fazla ve şiddette görülür. Ayrıca kişilerin çalışma ve ev ortamlarındaki ışıklandırma önemlidir.

İş yerlerinde çalışan kişilerin bilgisayarla seviyesi genelde yanlış konumlandırılır. Rahat bir bakış açısı için bilgisayarın göz seviyesinden en fazla 20 derece aşağıda olması gerekir. Belirtilen dereceden fazlasında göz sürekli açık olmaya çalışır ve göz kırpma işlemi azalır. Bu da göz batması ve göz kuruluğuna neden olmaktadır.