Aritmi (Kalp Ritim Bozukluğu)

Aritmi

Her insanda kalp atım hızı farklılık gösterir. Günlük hayattaki faaliyetler, psikolojik durum, hava durumu gibi sebepler kalp hızına etki eder. Kısa bir uykudan sonra kalp atım hızını ölçmek mümkündür. Normal bir kalp dakikada 60 ile 100 atım yapmakta ve kan pompalamaktadır. Bu atım bazı kişilerde 40’lara kadar inebilmektedir. Ve kalp atım hızı düşük olan insanların daha sağlıklı olduğu söylenebilir. Çünkü vücut için gerekli kanı daha az çalışarak pompalamaktadır.

Aritmi kalp ritminde bozukluklar anlamına gelmektedir. Normalden hızlı ya da hızlı çalışabildiği gibi her iki durumunda aynı bireyde olması muhtemeldir. Hayat boyunca büyük bir sorun teşkil etmeyen aritmi kalbin yetersiz kalması veya aniden sorun çıkmasıyla ölüme neden olabilmektedir. Bu sebeple kalp ritmi düzeni oldukça önemli ve ihmale uğratılmayacak bir konudur.

Kalbin sağ kulakçığı kalp atışlarını düzelmeyen yapıya sahiptir. Sürekli olarak kalbe uyarı vererek atım yapmasını sağlar. Sağ kulakçıkta meydana gelen sorunlar sonucu uyarılar düzensizleşir. Düzensiz kalp atışı kan pompalanmasındaki sürekliliği etkiler. Kalp ritim bozukluğu meydana gelir. Birçok kişide yaşmasal olarak bir problem teşkil etmeyen kalp ritim bozukluğu felce veya kalp yetmezliği sorunlarına sebep olabilmektedir. Enken teşhis ve tedavi son derece önemlidir.

Kalp ritim bozukluğu nedenleri arasında;
Genetik faktörler,
Kalp kapakçığının yetersiz kalması,
Kalp yetmezliği,
Kullanılan bazı ilaçlar,
Kalp yapısında meydana gelen bozulmalar,
Sigara kullanmak,
Fazla alkol tüketimi,
Çok miktarda çay tüketimi,
Kahve, çikolata, kola tüketimi,
Uzun süre uykusuz kalmak,
Yoğun stres altında olmak,
Soğuk algınlığı,
Tiroit bezindeki çalışma bozuklukları,
Midedeki asidin yemek borusuna kaçması sonucu oluşan reflü,
Uyuşturucu kullanmak gibi etkenler yer almaktadır.

Tıp dünyasındaki önemli gelişmeler kalp ritim bozukluğu tedavisi için etkili çözümler sunmaktadır. İlaç tedavisi kalbin ritimlerini düzene sokabildiği gibi kan pıhtılaşmasını da önleyici etkilere sahiptir.

Kalp hastalıkları damar hastalıkları, kalp yetmezliği, doğuştan gelen kalp sorunları, kalp kapağındaki hastalıklar, kalp ritmindeki bozukluklar,  koroner damar hastalıkları olarak nüksedebilir.

Kalbe dayalı ölümler erkeklerde daha çok rastlanılan bir durumdur. Fakat gelişen tıp ve teknolojiyle kalbe bağlı tedavi yöntemleri eskiye nazaran çok daha ileri seviyelerdedir.

Kalp Damar Tıkanıklığı

kalp damar tıkanıklığı

Yapılan araştırmalara göre, her yıl yaklaşık olarak 17 milyon kişi kalp krizinden dolayı hayatını yitiriyor. Ülkemizde ise nüfusumuzun yüzde 20’si kalp hastalıkları tehdidi altındadır. Türkiye bu oranla Avrupa Ülkeleri arasında kalp hastalıklarına bağlı ölümleriyle erkekler arasında beşinci, kadınlar ise birinci sıradadır. Hatta son 20-25 yılda kalp hastalıklarına bağlı ölümler giderek artış göstermektedir. Kalp hastalıklarının yarısı ölümle sonuçlanıyor. Hayvansal ve doymuş yağlardan kültür alışkanlığıyla bolca tüketilmesi ve ayrıca ülkemiz için ayrı bir felaket olarak tanımlanması gereken sigara, teknolojinin de getirmiş olduğu kolaylıklarla günlük hayatta, hareketsiz kalmak, egzersiz yapmamak kalp damar tıkanıklığı için önemli sebeplerden bir kaçıdır.

Kalp damar tıkanıklığı belirtileri;

Genellikle erkeklerde görülme olasılığı fazla olup erkeklerde 45 yaşından sonra bayanlarda ise 55 yaşından sonra görülme olasılığı fazladır.

  • Kalıtsal faktörlerin etkisi olabilir,
  • Sigara tüketimi,
  • Rahatlığa alışmış vücudun sıkça hareketsiz kalması,
  • İyi kolesterolün düşük, kötü kolesterolün yüksek olması ve hipertansiyon,
  • Diyabet hastalığı,
  • Aşırı kilolar,
  • Yoğun hayatın vermiş olduğu stresli yaşam,
  • Depresyon.

Kalp damar tıkanıklığı tedavisi için en etkili tedavilerden ikisi balon stent uygulaması ve baypas ameliyatıdır. Kalp damarlarındaki tıkanıklık ciddi boyutlara ulaştığında, bu tıkanıklığı düzelmek ve damarı rahatlatmak için; kasıktan veya bilekten atardamara açılan bir damar yoluyla kalbi besleyen damarlara ulaşarak tıkanıklığın olduğu yerde balon şişirilir ve daha özel olarak ince bir metalden hazırlanmış, boru şeklinde tel örgüyü tıkanıklığın olduğu yere yerleştirilerek balon stent uygulaması yapılır. İkinci olarak baypas ameliyatı açık kalp ameliyatı olup yaşı ilerlemiş kişilerde bu ameliyatın yapılması oldukça riskli olup ameliyatın ölümle sonuçlanma risk oldukça fazladır.

Kalp damar tıkanıklığı için şifalı bitkiler tıkanıklığı azaltıcı etki sağladığı gibi kişide psikolojik olarak rahatlama da sağlamaktadır. Bunların başlıcaları; fındık, çörekotu, biberiye, karahindiba, yerfıstığı, semizotu, siyah çekirdekli üzüm, söğüt kabuğu, civanperçemi, alıç yaprağı, hasalban, domates, enginar, melisa, ökse otu, karabaş otu, nar ve nar suyu,  elma sirkesi ve elma kabuğu, bal, havuç, sarımsak, çay, alıç ve yapraklarıdır. Ülkemizde bolca bulunan bu bitkiler sıkça tüketilmeli, yalnızca bitkisel tedavi amaçlı değil, her gün tüketilmesi gereken bitkiler olmalıdır.

Yüksek Tansiyon

yüksek tansiyon

Bilindiği üzere kalbin yapısı temelde dört farklı odacıktan oluşmaktadır. Kulakçık ve karıncık olarak isimlendirilen bu odalar kendi aralarında alt ve üst olarak ayrılarak dört ayrı odaya ayrılır. Söz konusu odacıklar ikili gruplar halinde üst üste bulunmaktadır. Kalbin yapısı, vücutta sadece kalpte bulunmakta olan bir kastan oluşur. Kalp kası denen bu yapı, kendiliğinden kasılarak bu odacıklar arasında bir basınç oluşturulmasını sağlar. Bu kasılmalar esnasında kalp adeta bir pompa olarak çalışmak suretiyle vücudun tümüne kan pompalar ve kirli kanı geri toplar. Kalbin kasıldığı harekete sistol, gevşediği harekete ise diastol denmektedir. Birbirini izleyen bu iki hareketin bütünü bir nabız denen atımı oluşturmaktadır.

Sistol hareketi ile kalp vücuda kan pompalarken, diastol hareketi ile pompalanan kanı geri toplama işini gerçekleştirmektedir. Bunu da tabi ki içerisinde oluşan basınç sayesinde yerine getirmektedir. Tansiyon dediğimiz olgu da burada karşımıza çıkar. Zira tansiyonun kelime karşılığı kan basıncı demektir. Tansiyon rahatsızlıklarının temeli de kalpteki bu sistol ve diastol hareketlerinin gereken basınç seviyelerinde gerçekleşmemesine dayanmaktadır.

Kan basıncı kişiden kişiye oldukça farklılık gösterebilir. Zira kişilerin damar yapıları, vücut sağlamlıkları farklı olabilmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir insan için kan basıncı değerleri keskin şekilde verilmek yerine, aralıklarla ifade edilmektedir. Örneğin sistolik basıncın üst değeri 130 mm Hg olarak bilinirken 130 – 139 sayı aralığı sınır değerler olarak kabul edilmiştir. Sistolik basınç için 140 mm Hg’yi aşan değerler ise yüksek tansiyon ifade edecektir. Aynı şekilde diastolik basınç noktasında 90 mm Hg’yi aşan bir basınç değeri yine yüksek tansiyon olarak değerlendirilecektir.

Tansiyon yükselmesi sebebi olarak çok çeşitli faktörler gösterilebilir. Ancak her şeyden önce tuzun bu konudaki etkisinin büyük olduğunun hatırlatılması gerekir. Bunun yanı sıra sigara ve alkol kullanımının da yüksek tansiyon sebebi olduğu bilinmektedir.

Tansiyonu düşürmek için şayet risk arz eden bir durum yoksa o an için öncelikle istirahat edilmesi faydalı olabilecektir. Bununla birlikte çeşitli şifalı bitkiler kullanmak suretiyle uygulanabilecek bir takım bitkisel tedavi yöntemlerinin de işe yaradığı bilinmektedir. Örneğin limonlu su içmenin tansiyonun düşmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

Eğer tansiyon sorunu süreklilik arz eder bir hal aldıysa mutlaka bir tedavi sürecine başlanması gerekecektir. Yüksek tansiyon tedavisi için öncelikle bir teşhis yaptırılması faydalı olabilir. Zira yüksek tansiyon, kişinin yaşamını tehdit eden bir rahatsızlıktır. Bunun yanı sıra sonu felce kadar da gidebilir. Bu yüzden, tansiyon sorunlarına karşı daha ehemmiyetli yaklaşılmasında fayda vardır.

Himalaya Tuzu Faydaları

himalaya tuzu faydaları

Himalaya tuzu, milyonlarca yıl öncesinde kuruyan deniz yataklarından arta kalan tuz yataklarının oluşturmuş olduğu, bazılarında basınç altında kristalleştiği bilinen en doğal tuz çeşididir. Molekül yapısı küçük olduğu için, hücre zarından geçebilen tek tuzdur. İçeriğinde insan vücuduna faydalı 84 adet minerali barındıran himalaya tuzu, dünyada bilinen 5 yerde çıkarılmaktadır. Suda çözülebilen tek kristal olma özelliği vardır.

Himalaya tuzu faydaları şunlardır;

  • Sofra tuzu gibi damarlarda sertleşme problemine sebep olmaz.
  • Vücudun asit ve baz dengesini ayarlar.
  • Vücudun elektriğini düzenlediği için, dolaşım sistemi üzerinde olumlu etkiler yapar.
  • Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
  • Kan basıncını düzenleyerek, kalp damar hastalıkları ve yüksek tansiyon sorunlarını giderir.

Bir bardak suyun içerisine himalaya tuzu konularak eritilir. Bu tuzlu su kürü sabah akşam içilerek kullanılırsa, cildin güzelleşmesine, dolaşıma, gözlere, hazımsızlığa karşı sayısız faydalar sağlar.

Son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşan tuz odalarının kullanılmasıyla, tuz terapisi insanlar üzerinde iyileştirici etkiler yapmıştır. Himalaya tuz bloklarından oluşturulan odalarda, solunum yapılması, rahatlatıcı etkilere sebep olmaktadır. Yapılan bu doğal tedavi yöntemi, hiçbir yan etkiye sebep olmamaktadır. Özellikle solunum hastalıkları, deri problemleri ve alerjik hastalıklarda çok faydalı bir uygulamadır.

Himalaya tuzu pek çok yerde satışa sunulmuştur. Alımlarınızda gerçek bir himalaya tuzu almak istiyorsanız, tadına bakmanız yeterlidir. Keskin bir tuz tadı alıyorsanız gerçek himalaya tuzu olduğunu düşünebilirsiniz, ekşi bir tat varsa kaya tuzu olması muhtemeldir. Bu tuzu eriterek kullanabilirsiniz. Yemeklerinizde kullanmak isterseniz, kaynatma esnasında atmamanız, faydalı içeriğini koruması açısından tavsiye edilir.  İnsan vücudu su ve tuzdan oluştuğu için, sürekli bunlara ihtiyaç duymaktadır. Dışarıdan alacağımız tuz, doğal tuz olursa zarar yerine faydasını görürüz. İşlenmiş rafine tuzlar tansiyon, damar sertliği gibi birçok sorunu beraberinde getirir. Himalaya tuzu aksine bütün bu hastalıkları tedavi edici özelliğe sahiptir. Uzmanlarına danışarak kullanacağınız bu tuz sağlığınızı korumanız için gereklidir. Doğadan çıktığı gibi saf ve faydalı hali ile himalaya tuzu hayatımıza sağlık katacaktır.

Düşük Tansiyon

Tansiyon

Sağlıklı bir kişinin kan basıncı ortalama 130/80 mmHg civarındadır. Kalbin kasılarak kanı vücuda göndermesi esnasındaki kan basıncı büyük tansiyonu, vücuttaki kanın tekrar kalbe dönüş esnasındaki kan basıncı da küçük tansiyonu verir. Büyük tansiyonun 100 mmHg altına düşmesi durumunda, düşük tansiyon söz konusu olur. Kalbin yeterince kan pompalayamaması demek olan bu durumda, beyne yeterince oksijen, dokulara da kan gitmez. Bazı durumlar da şuur kaybı da yaşanması muhtemeldir. Düşük tansiyon eğer sürekli olarak yaşanıyorsa üzerinde önemle durulması gereken bir rahatsızlık söz konusudur.

Bazı hallerde belirti vermeyen tansiyon düşüklüğü, bazı durumlarda ise tehlikeli olabilir. Halsizlik, güçsüzlük, kulak çınlaması, baş dönmesi gibi belirtiler verebilen tansiyon düşmesi, hayatımızı olumsuz etkileyebilir. Oturduğumuz yerden ayağa kalkmak istediğimizde eğer baş dönmeleri yaşıyorsak, mutlaka tansiyon için tetkikler yaptırmalıyız. Her ne kadar tansiyonu düşük insanlar için yaşam süresi uzun olur dense de, vücudumuzun dengesini bozmamalıyız. Tansiyon düşüklüğüne ne iyi gelir sorusu, bu sorunu yaşayanlar için çok önemlidir.

  • Bu sorunun cevabı kısaca sodyum alımını arttırmak yani, alınacak tuz oranını arttırmak,
  • B12 ve folik asit yönünden zengin beslenme yani et, yumurta, süt, börülce, ıspanak, karaciğer tüketimini arttırmak,
  • Magnezyum alımına önem vererek kan basıncını ayarlamak yani, ıspanak, soya, badem, lahana gibi yiyecekleri bolca tüketmek,
  • Karbonhidrat tüketimini sınırlandırmak,
  • Bütün bunların yanında su tüketimine de dikkat etmek, günde en az 6 bardak su içmek düşük tansiyon tedavisi için gereklidir.

Düşük tansiyon problemlerine karşı bitkisel tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Tansiyonun dengede tutulması, beslenmenin doğru yapılması ile orantılıdır. Stresten uzak durmak her şey de olduğu gibi bu sorunun ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Tansiyonu yükseltmek için, önerilecek şifalı bitkiler arasında biberiye ilk sırada yer almaktadır. Isırgan otu, mersin yaprağı, tarçın ile hazırlanacak bitkisel çay tansiyonunuzu bir miktar yükseltmenize yardımcı olacaktır. Bununla birlikte bir uzmanın yardımını almakta önemlidir, çünkü birçok bitki tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir, bunları öğrenip tüketmemekte fayda vardır.

Kalp Çarpıntısı

kalp çarpıntısı

Kalp çarpıntısı, zannedildiği gibi her zaman ciddi bir hastalığın habercisi değildir. Ancak kalp, insan hayatının devamı için son derece önemli ve gerekli olan en temel organlardan biri olduğundan dolayı, uzun süreli ve devamlı kendisini hissettiren kalp çarpıntısı konusunda dikkatli davranmak gerekmektedir. Özellikle hissedilen kalp çarpıntısı ile beraber, göğüs bölgesinde ağrı, nefes almada güçlük, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, bayılma ve fenalaşma gibi sıkıntılar kendini gösteriyorsa en kısa süre içinde mutlaka bir uzmana başvurmak gereklidir. Bu gibi durumlarda hissedilen rahatsızlıklar ve çarpıntı, kalp hastalıkları belirtisi olabilmektedir.

Ayrıca, bir takım psikiyatrik sorunlar,
Tiroit bezinde görülen rahatsızlıklar,
Kansızlık,
Bazı ateşli hastalıklar,
Sağlıksız ve yanlış beslenme,
Strese bağlı durumlar,
Fiziksel zorlanmalar ve aktiviteler,
Kullanılan bir takım ilaçlar ve bunların yan etkileri,
Kahve, kola, sigara gibi içeriğinde kafein bulunan yiyecek ve içecekler,
Kan şekeri seviyesinin düşmesi,
Hamilelik ve menopoz gibi hormon değişikliği yaşanan dönemler,
Paroksismal taşikardi (kalbin zaman zaman çok hızlı attığı (dakikada 140-220 atış) durumları),
Kalp damarlarında görülen tıkanıklar,
Kalp kapağındaki rahatsızlıklar ve kalp krizi

Kalp çarpıntısı nedenleri arasında yer almaktadır.

Kalp çarpıntısı tedavisi için, öncelikle çarpıntının sebep olduğu etkeni belirlemek gerekmektedir. Çoğunlukla gevşemek ve derin nefes almakla birlikte geçen psikolojik etkenlerin neden olduğu çarpıntılar ciddi bir rahatsızlık belirtisi olmayabilir. Ancak çarpıntı beraberinde yukarıda saydığımız baş dönmesi, göğüste ağrı ve nefes darlığı gibi şikayetler ile gerçekleşiyorsa hemen bir doktora görünmeniz gerekmektedir.

Bunun yanı sıra kalp çarpıntısı şikayetleriniz için bir bitkisel tedavi uzmanına danışarak, gerekli görülen bitkisel takviyeleri kullanabilir ve bu sayede rahatsızlıklarınızdan kurtulabilirsiniz. Örneğin her türlü kalp rahatsızlıklarında kullanılması tavsiye edilebilecek bitkilerden biri, alıç bitkisidir. Bu bitki kalp yorgunluğunun giderilmesinde oldukça etkilidir.

Ayrıca doğal zeytinyağı, oldukça güçlü kalp koruyuculardan biri olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra söğüt, yer fıstığı, biberiye ve semizotu da yine kalp dostu bitkiler arasında yer almaktadır.

Düzenli yapılan egzersizler, sağlıklı ve dengeli beslenme, stresten, alkolden, ve sigaradan uzak kalmak da kalp sağlığı için gereklidir.

Kalp Yetmezliği

kalp yetmezliği

                Kalp, ikişer adet karıncık ve kulakçığı bulunan, kalp kası denen özel tür kastan oluşan bir organdır. Vücudun tamamına muazzam bir basınçla kan pompalayan bu organ, doğal olarak insanın temel yaşam fonksiyonunu yerine getiren bir role sahiptir. Tüm vücudun kan dolaşımını tek merkezden sağlayan kalp, bir an olsun durmadan ömür boyu çalışmaktadır. Ancak kalp sağlığı konusunda dikkatli davranılmaması halinde ise bu istikrar sekteye uğrama riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Kalbin; vücudun bir nevi pompası olarak görev almaktayken, çalışma temposunda meydana gelen bir aksaklık sonucu işlevini tam olarak yerine getirememesi olasılık dâhilindedir. Bu durumda kalp, vücuda gerekli miktarda kanı pompalamakta yetersiz kalacaktır. Kalp yetmezliği olarak adlandırılan bu rahatsızlık insan sağlığı açısından çok ciddi bir sorun teşkil eder. Kalp yetmezliği, temelde kalbin içerisinde toplanan kanın damarlara istenilen oranda gönderilememesi şeklinde tanımlanır. Kalpte yer alan, karıncık olarak isimlendirilen kısımlardan sağ, sol veya her ikisinde birden oluşmasına göre üç farklı gruba ayrılmaktadır. Kalp yetmezliği belirtileri de, hangi türden olduklarına göre değişiklik gösterir.

Sol karıncıktaki kanın düzgün pompalanamaması olarak bilinen ilk türde şiddetli öksürük, nefes almakta zorlanma, yer yer baygınlık görülebilmektedir. Bir doktor gözetiminde tespit edilebilecek akciğer ödemi ile tam teşhisi yapılabilmektedir. Sağ karıncıkta meydana gelen kalp yetmezliği ise biraz daha farklı belirtilerle kendini belli eder. Ayak bölgelerinde meydana gelen şişmeler, ellerde ve yüzde morarma şeklinde görülebilir. Şişkinlik oluşan kısımlarda hafif bir basınç uygulandığında kısa süreli çökmeler gözlemlenir. Son türü ise karıncıkların her ikisinde birden yetersizlik görülmesi durumudur.

Kalp yetmezliği tedavisi, bugün gerek tıbbi teknikler gerekse bunlara destek olan bitkisel tedavi yöntemleriyle mümkün olabilmektedir. Özellikle ıspanak, nilüfer, alıç, havuç gibi bitkilerden elde edilen kürlerle kalp yetmezliği yanında çeşitli kalp hastalıkları risklerine karşı da önlem alınabilmektedir. Kalp sağlığını koruyucu özellikleri bulunan şifalı bitkilerin tüketilmesiyle olası kalp krizi risklerinin de en aza indirilmesi mümkündür. Bu sebeple, hem tıbben erken teşhis hem de sağlıklı bir beslenme metoduyla bu gibi tehlikelerin önüne geçmek hiç de zor değildir.