Karpal Tünel Sendromu (El Bileğinde Sinir Sıkışması)

karpal tünel sendromu

El bileğinde yer alan sinirlerin sıkışması ve uyuşması durumu olarak bilinen karpal tünel sendromu ağrı ve sızı şeklindeki rahatsızlıkları beraberinde getirmektedir. Genellikle el işi yapanlarda görülmekte olan hastalık daktilo kullanımının yaygınlaştığı zaman dilimlerinde tıp dünyasını yakından ilgilendirmekteydi. Karpal tünel sendromu günlük hayatta sekreter hastalığı olarak da bilinmektedir. Karpal tünel sendromunun yaşlanmaya birlikte artış göstermesi kolay bir hale gelmektedir. Özellikle bilgisayar kullanan kişilerde yaygınlaşan hastalık piyano ve gitar gibi kalın tuşlu ve telli çalgılarla uğraşan müzisyenler üzerinde etkili olmaktadır. El bileğinde sinir sıkışması şeklinde adlandırılan hastalığın tedavi süreci egzersizlere dayanmaktadır. Kimi zaman cerrahi müdahale gerektiren durumlarla karşı karşıya kalınabilmektedir.

 

Karpal tünel sendromu belirtileri
El bölgesinde uyuşma başlangıcı hastalığın ana belirtileri arasında yer almaktadır.

Bilekte ağrı, parmaklarda meydana gelen uyuşmalar, yanmalar ve şişlikler hastalığın ilerleyen aşamalarını oluşturmaktadır.

Özellikle başparmak üzerinde oluşan güç kaybı, karpal tünel sendromu hastalığını tetiklemekte, genellikle sabah saatlerinde görülen el krampları hastalığın tedavi sürecine ihtiyaç duyduğunu belli etmektedir.

Bilekte meydana gelen sıkışmalar nedeniyle hareket alanını kısıtlayan hastalığın tanı süreci klinik muayenesi ile gerçekleşmektedir. Uzun süre oyun oynayan gençler üzerinde de etkili olan bilekte sinir sıkışması ileri dönemlerde romatizma şikayetlerinin de oluşmasına imkan tanımaktadır. Kadınlarda daha sık görülen hastalık tedavi yöntemleri nedeniyle kısa sürede istenilen başarılı sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır.

 

Karpal tünel sendromu tedavisi için kullanılan yöntemler farklı uygulamalardan oluşmaktadır. Cerrahi müdahale fizik tedavi ve ilaç ile desteklenen etmenleri kapsamaktadır. İleri dereceli sinir sıkışmalarında cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Günümüzde rahatsızlığın ortadan kalkmasına yardımcı olacak en önemli tedavi yöntemlerinden biri de botox ile tedavidir. Karpal tünel sendromu egzersizleri de hastalığın kısa sürede tedavi edilmesine ortam oluşturmaktadır. Kimi zaman çok ağrılı vakalarda ameliyat gerekebilmektedir. Basit yöntemler ile gerçekleştirilen ameliyat sonrasında meydana gelen acı ve sızı gibi şikayetlerde ilaç tedavisine başlanır. Şişkinliklerin en aza indirilmesi için steroid enjeksiyonlar etkili bir yöntem haline gelebilmektedir. Hastanın tedavi sonrasında besin takviyesinde bulunması ve sigara kullanmaması hastalığın yeniden oluşma riskini azaltacaktır.

Bel Fıtığı

bel fıtığı

Bel fıtığı; Bel bölgesinde bulunan omur kemikleri arasında yer alan kıkırdak (disk) yapının yer değiştirmesi sonucu oluşan ağrılı durumların geneline verilen hastalıktır. Kıkırdak dokusu omurganın dayanıklı olmasını, zorlamalara karşı dirençli olmasına, dışarıdan uygulanan sert darbelerin emilmesini ve baskıyı dengeli olarak dağıtılmasın da görev yapar. Kıkırdak dokusu iç ve dış olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulduğunda içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru çıkıntı oluşturur ve omurilik kanalında bulunan sinirlere baskı uygulayarak bel ağrısı hissedilmesine neden olur.

Bel Fıtığı Belirtileri

  • Bel ve bacaklarda hissedilen ağrılar bel fıtığının en önemli belirtilerindendir.
  • Bacaklarda oluşan uyuşma ve güç kaybı yaşanması,
  • İdrar yaparken zorlanma ve idrarı tutamamak,
  • Daha önce yapılan hareketlerin yapılamaması,
  • Yürürken topallama sorunu yaşanması,
  • Büyük abdesti yaparken zorlanmak,
  • Cinsel organda ve makat bölgesinde uyuşmazlıkların olması.

Bilinçsiz şekilde ağır yük kaldırmak veya kaldırılan yükü vücuda eşit oranda dağıtmamak, kıkırdak dokuda ki hücre sayısının azalması, kıkırdak dokuyu besleyen damarlardaki su ve oksijen miktarının azalması, spora başlamadan önce egzersiz yapılmaması, duruş ve oturma bozukluğu, stres ve kalıtsal faktörler başlıca bel fıtığı nedenleri arasında yer alır. 

Bel fıtığı tedavisi

Kas gevşetici ve ağrı kesici ilaç kullanılması, egzersiz hareketleri yapılması, sert yatakta yatmak ve fizik tedaviye başlamak bel fıtığı hastalığının düzelmesine fayda sağlar. Hastalığın devam etmesi durumunda bel fıtığı ameliyatı yapılır. Lokal anestezi ile yapılan lazer ile müdahale de iğne baskı yapan kıkırdak dokuya girdikten sonra buharlaştırma işlemi yapılır, sonrasında ağrılar kaybolur ve günlük hayata devam edilebilir.

Bel fıtığı ameliyatından sonra hastalığın tekrar görülme olasılığı vardır. Ameliyattan sonra bel ağrısı, batma ya da yanma hissi yaşanıyorsa; yatarak dinlenmek, sigara içiliyorsa bırakmak, merdivenleri yavaş çıkmak, uzun süreli aynı pozisyonda oturmamak, ağır kaldırmamak, kilo almamak veya fazla kiloları vermek, yataktan kalkma sırasında dikkatli hareket etmek, ani hareketlerden uzak durmak, çömelip eğilirken bel yerine dizleri kullanmak, yatılan yatağın bel sağlığı için uygun olması, düzenli olarak yürüyüş yapılması hastalığın tekrarlamaması için dikkat edilmesi gereken durumlardır.

Menisküs

 menisküs

İnsanların dizinde bulunan ve eklemelerinin bükülmesini sağlayan bağa menisküs adı verilir.  Menisküs bağı sadece dizlerde bulunur ve vücudun başka yerlerinde bulunmaz. Diz bükülürken bu bağ esner ve ayak normal haline getirilirken bu bağ normal şekline kavuşur. Menisküs zedelendiği yani yırtıldığı zaman dizi normal olarak bükmek sorun haline gelir. Çoğu zaman ağrı oluşur. Menisküs bağları aslında çok kuvvetlidirler ve kolay kolay yırtılmaları mümkün değildir. Ancak bir tramvaya maruz kaldıklarında bu bağlar yırtılabilmektedirler. Normal bir düşme ile ve çarpma ile menisküs yırtığı oluşmaz. Ancak ciddi bir darbe alındığı zaman dizde bulunan bu bağlar hasar görür ve çoğu zaman yırtılır. Menisküs olduğundan şüphe eden bir kişinin öncelikle menisküs belirtilerinin kendinde olup olmadığına bakmalıdır.

Menisküs Belirtileri

  • Dizden gelen farklı sesler,
  • Dizin ciddi bir şekilde ağrıması ve şişmesi,
  • Dizi rahatça hareket ettirememe,
  • Dizin takılması,
  • Dizin içinde su birikmesi,
  • Dizin gergin kalması ve şişlik oluşması.

Bu tip belirtilere rastlanıldığında zaman kaybetmeden doktora görünmek gerekir. Doktor hastanın durumuna ve menisküsün ciddiyetine göre tedavi uygulayabilir. Menisküs kendi kendini yenileyebilen bir bağdır. Doktor fazla yırtığın gelişmediği hastalarda cerrahi işlem olmadan menisküs tedavisi uygular. İstirahat etmek dizi yukarı çekmek, baskı uygulayan bandaj takmak gibi yöntemlerle bağların kendini yenilemesi beklenir.

Ancak çok ciddi yırtıklarda doktor menisküs ameliyatı önerebilir. Hatta ileri derecedeki yırtıklarda ameliyat zorunlu hale gelir çünkü hasta hareket etmede yürümede zorluk çeker günlük basit işlerini bile yapamaz duruma gelir. Bunların yanında şiddetli bir diz ağrısı görülür ve hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde düşer.

Menisküs ameliyatı iki şekilde yapılabilmektedir. İlk şekli menisküs bağlarının alınması şeklinde yapılır. Bağların alınması hasta için hem bir avantaj hem de bir dezavantaj oluşturmaktadır. Avantajı hastanın dört beş saat sonra yürüyebilmesi, ameliyattan bir kaç hafta sonra da spora geri dönmesidir. Dezavantajı ise zamanla bağların olmaması sebebiyle dizlerin kireçlenmesi ve dönmelerin meydana gelebilmesidir.

Diğer başvurulan yöntem ise yırtıkların dikilmesidir. Yırtıkların dikilmesi ciddi dikkat ve profesyonellik isteyen bir iştir. Ve her doktorun kolay kolay yapabileceği bir iş değildir ancak dikildiği zaman çoğunlukla menisküs kendini yenileyerek iyileşme gösterir. Buradaki tek sorun hastanın haftalarca koltuk değneği kullanmak zorunda kalmasıdır.

Romatizma

romatizma

Romatizma, eklemlerde, kemiklerde, sinir uçlarında, eklem çevresi dokularda ve iç organlarımızda oluşan ağrılı hastalıkların genel adıdır. Romatizma oluşma sebepleri, genetik olabileceği gibi, yaş, iklim koşulları, cinsiyet, kilo fazlalığı, vücutta oluşan iltihaplar ve kullanılan bazı ilaçlar sayılabilir. Vücudun genellikle bel, kalça ve sırt bölümlerini etkiler. Hareket kısıtlılığı, ağrılar, tutukluk romatizma belirtileri olarak görülür. Romatizma daha çok kadınlarda görülmesine rağmen, erkekler ve küçük yaştaki çocuklarda dahi görülebilmektedir. Bazı psikolojik sebepler ve travmalar da hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Romatizma iç organları da etkileyebilir. Bu durumda meydana çıkan belirtiler, kızarıklık, şişkinlik, karın ağrısı, bel ağrısı, güneşe karşı hassasiyet, gözde kızarıklık gibi semptomlar görülebilir. Şişlikler iltihap dolayısıyla oluşur.

Romatizma tedavisi,  erken teşhis edilmesine bağlı olarak, daha kolay yapılabilir. Hastalığın takip edilmesi uzun sürelidir. Çünkü belirtiler sürece göre farklılık gösterir. Yapılacak ilaç tedavisi ve fizik tedavisinin neticesinde, hastalıkta tam bir iyileşme sağlanamazsa da, ağrıların hafiflemesi ve hastanın rahatlaması sağlanabilir. Kullanılacak ilaçlar iltihabın kurumasına, şişlik ve ağrıların dinmesine sebep olur. Fizik tedavi kasların güçlendirilmesi için yapılır. Romatizma tedavisinde, ameliyat ilerlemiş vakalarda tercih edilen bir yöntemdir. Vasfını yitirmiş eklemlere destek olabilecek parça ilavesi sonucunda, hastaların günlük aktivitelerini yapması sağlanır.

Romatizma hastalığına maruz kalan kişiler fazla kiloları vermeli ve sürekli olarak beslenmelerine dikkat etmelidirler. Bunun yanısıra fazla soğuk ve sıcak ortamlardan korunmalıdırlar. Hareketsiz kalmamalı, düzenli egzersizler ile kasları güçlendirmeli ve bedeni fazla yormadan istirahate de önem vermelidirler.

Romatizmaya ne iyi gelir diyen ve bu rahatsızlıktan muzdarip olan hastalar için ağrıları dindirerek rahatlamalarını sağlayacak şifalı bitkiler doğru kullanıldığında fayda sağlayacaktır.

Romatizma için bitkisel tedavi yöntemleri de hastalar tarafından oldukça fazla kullanılan yöntemdir. Tedaviye destek amaçlı kullanılabilecek olan, bitkisel tedaviler hastaları ağrılar yönünden oldukça rahatlatacaktır. Romatizmaya iyi gelen bitkiler arasında, yaban mersini, kiraz, maydanoz, karahindiba, kereviz, zencefil, koyungözü, huş ağacı gibi şifalı bitkiler sayılabilir.

Kireçlenme (Osteoartrit, Osteoartroz)

kireçlenme

Kireçlenme eklemlerde oluşan rahatsızlık olarak bilinir. Eklem kireçlenmesi yaşlı hastalığı olarak bilinir ancak gençlerde de sıklıkla karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Kireçlenme yaşayan insanların eklem birleşme yerlerindeki kıkırdak zarar görür. Bu da kireçlenme oluşmasına sebep olmaktadır.

Kireçlenme ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Çünkü eklemleri koruyan kıkırdağın zedelenmesi eklemlerin aşınmasına ve hareket etme de kısıtlanmaya yol açmaktadır. Kireçlenmesi olan birinin hareket etmesi zorlaşır. Örneğin merdiven inerken ve çıkarken rahatsız olmaya yürürken istem dışı topallamaya başlar. Bu belirtiler eklem ağrıları ile beraber gelir ve kişinin yaşam kalitesini düşürür. Eklem kireçlenmesi ilk başta ağrı oluşturmaz ama zamanla eklem ağrıları ciddi boyutlara gelmektedir. Bazı durumlarda kireçlenme olan kişinin kıkırdaklarında iltihap meydana gelebiliyor. Bu da hastanın daha fazla ağrı çekmesine ve yürürken zorlanmasına sebep oluyor.

Kireçlenme belirtileri açıklanacak olursa şu şekilde bir sıralama yapmak uygun olur.

  • Sabahları eklem yerlerinde ağrı ve hareket etmede zorluk,
  • Dinlenme sonrasında da ağrının meydana gelmesi,
  • Merdiven çıkmak gibi günlük yapılan bir işin yapılırken zorlaşması ve tutulma.

Bu belirtiler çoğunlukla diz ve kalça eklemelerinin kireçlenmesinde görülür. Yaygın olarak görülmese de el ve bile kireçlenmesine de sık rastlanır. El kireçlenmesinde nesneleri tutmak kavramak belirgin şekilde güçleşir. Ağrı meydana gelir ve bulaşık yıkama el işi örme imkânsız hale gelir. Kireçlenmenin neden olduğu ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Ancak yapılan incelemelere göre fazla kilolu kişilerin kireçlenme ile daha sık karşılaştığını göstermektedir. Yanlış egzersiz de eklemlere ağır yük bindirdiğinden ve eklem birleşim yerlerini zedelediğinden kireçlenmeye neden olmaktadır. Kireçlenmenin genler ile ilişkisi olduğu son yıllarda rastlanan bir bulgudur. Ailede kireçlenme hastalığı olan kişilerin eklem rahatsızlıkları ile karşılaşma riski daha fazladır.

Kireçlenme tedavisi günümüzde maalesef hastanın tamamen iyileşmesini sağlamaz. Kireçlenme tedavisi yapılırken amaç hastayı rahatlatmaktır. Ağrılarını hafifletmek ve hareket etmesini kolaylaştırmak için ilaçlara ve fizik tedaviye başvurulur. Ayrıca kilolu kişilerin zayıflaması sağlanarak diz eklemleri üzerindeki ağırlığın azaltılması sağlanır.

Bazı bitkisel tedavi uzmanları şifalı bitkiler kullanılarak kireçlenmeden kutulanabileceğini söylemektedirler. Özellikle çınar yaprağı çayının kireçlenmenin tedavisinde çok etkili olduğunu belirtilmektedir.

Kemik Erimesi (Osteoporoz)

kemik erimesi

Kemik erimesi tıptaki adıyla osteoporoz, zaman içerisinde kemikler üzerindeki dokuların kaybolması neticesinde, kemiklerin dayanıklılığını kaybetmesi ve kolay kırılır hale gelmesini ifade eder. Kemik erimesi uzunca bir süreç içerisinde gerçekleşmesine rağmen, belirti ve şikâyete neden olmadan ilerler. Başka sebeplerden doktora giden kişiler, eğer kemik ölçümlerini gerektirecek bir durum varsa, yapılan tahliller neticesinde, kemik ölçümleri düşük çıkar. Bu durumda kemik erimesi problemi yaşandığı belli olur. Normalde kemiklerin üzerindeki dokuların kendini yenilemesi ve yaşam kalitesini arttırması gerekir. Ancak bazı sebeplerden ötürü bu yenileme olmazsa, kemik erimesi kaçınılmazdır. Bu rahatsızlık daha çok kadınları etkisi altına alır. Kemik kitlesinin kadınlar da erkeklere karşı daha az olması sebebiyle, ileri yaşlarda menopoza girilmesiyle kadınlarda kemik yoğunluğunun düşmesi ve kemik erimesinin oluşması artacaktır. Kesinlikle tedavisi yapılması gereken bir rahatsızlık olan kemik erimesi, tedavi yapılmadığında kemik kırıklarının artmasıyla hayat kalitesini düşürecektir. Bir ömür boyu sürecek bir tedavi süreci, kemik erimesine uğrayan kişileri beklemektedir.

Kemik erimesi belirtileri şunlardır;

  • En belirgin özelliği sırt ve bel bölgesinde sürekli yaşanan ağrılardır.
  • Kalça ve bilek bölgesinde sık yaşanacak kolay kırıklar belirtiler arasındadır.
  • Sırtta oluşan kamburlaşma ve omuzların yuvarlaklaşması da belirtiler arasındadır.
  • İlerleyen dönemde erimenin artmasıyla beraber, boyda belirgin şekilde kısalma görülmesi.

Kemik erimesinin tedavisi erken yaşlarda alınacak tedbirlerle olur. 35 yaşına kadar alacağımız tedbirler kemik yoğunluğumuzu arttırmamıza yardım edecektir. Kemik erimesine ne iyi gelir dersek bunun yolu bol sebze, meyve tüketimi, süt ve süt ürünleri tüketiminden geçecektir. Erken teşhis edilecek kemik erimesi tamamen düzeltilmeyecek olsa da, durdurulma şansı yüksektir. Uygulanacak östrojen ve ilaç tedavisinin yanı sıra, kemik erimesi için şifalı bitkiler kullanılabilir. Badem, kayısı, marul, soğan, brokoli, üzüm çekirdeği, erik kurusu, ıspanak bitkisel tedavi için uygun besinlerdir. Tuz oranı düşük, lif oranı yüksek beslenme kemik erimesini yavaşlatacak uygulamalardır. Yumurta kabuğundaki zengin kalsiyum sizi kemik erimesine karşı koruyacaktır. Ardıç tohumu, aspir, mısır püskülü, eğir kökü, kaba yonca, arpa, maydanoz gibi bitkiler bu konuda şifalı olanlardır.

Gut Hastalığı

Gut

Gut hastalığı, kanda çoğalan ürik asitin, eklem zarında (sinovyum) birikerek, iltihaba neden olmasıyla gelişen metabolik bir eklem hastalığıdır. Vücuda alınan maddeler, metabolizma tarafından analiz edilerek atılır. Protein metabolizmasının ürünü olan ürik asit, kanda erimiş haldedir ve böbreklerden atılır. Böbreklerdeki sorun nedeniyle atılamazsa, eklemlerde birikip, ağrı ve iltihaba sebep olur. Çünkü ürik asit iğnemsi yapılı kristallerdir. Vücut bu maddeleri yabancı cisim gibi algılayarak, şiddetli ağrı ile tepki verir. Gut hastalığı bu yönüyle, iltihaplı eklem romatizması (romatoid artrit) ile karıştırılabilir.

Gut hastalığı, eski çağlardan beri bilinip, fark edilen, ‘’kralların hastalığı’’ diye adlandırılan, duvar resimlerinde bile tasvir edilen bir hastalıktır. Günümüzde, fakir ve gelir seviyesi düşük toplumlarda daha az rastlanır. En çok 40 yaş üzeri erkeklerde görülür. Gençlerde ve kadınlarda seyrek rastlanır. Menopoza giren kadınlarda risk artabilir.

Gut Hastalığı Belirtileri

  • Akut atak; ilk atak genelde, aşırı yenen kırmızı et ve alkolün içildiği gece yaşanır. Uykudan uyandıran, çoğunlukla ayak başparmağını (podogra), diz, ayak veya el bileğini tutan şiddetli ağrı hissedilir. Tutulan eklemde şişlik, sıcaklık ve aşırı hassasiyet görülür. İlk 24 saatte ağrı şiddetini artırır. Ortalama 10 gün sonra kendiliğinden geçer.
  • İnterkritik dönem; hastanın ağrıları geçer.
  • Kronik gut; ataklardan sonra tedavi edilmezse kronikleşir ve eklemde kalıcı ağrı, şişlik, hareket güçlüğü yaşanır.

Gut hastalığı nedenleri: protein (kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri) ağırlıklı beslenmek, aşırı alkol içmek, eklem travması, ilaç tedavisi, geçirilen bir ameliyat, aşırı yorgunluk, şişmanlık ve kalıtımsal faktörlerdir. Böbrek iltihapları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı da bu nedenleri tetikler.

Bu eklem hastalığı, herkesi aynı etkilemez. Bazıları ömürleri boyunca bir kez atak geçirirken, bazıları da eklem hasarlarına yol açan kronik ataklar yaşar. Gut hastalığı tedavisi amacıyla verilen ilaçların yanında, böbreklerde biriken ürik asitin atılabilmesi için bol su içilmesi gerekir. Böbrek taşı oluşumunu önlemek tedavinin bir parçasıdır.

Bitkisel tedavi amacıyla yapılan kereviz kürü, gut hastalığında fayda sağlar. Çiğdem otu ağrıları gideren, lavanta çiçeği çayı da böbrekleri temizleyen şifalı bitkiler arasındadır.