Mide yanmasına ne iyi gelir?

mide yanması

Mide yanması günümüzde pek çok insanın sık sık başına gelen bir rahatsızlıktır. Mide yanması yemekten önce veya sonra olabileceği gibi; yemek sırasında da meydana gelebilir. Midenin yemekleri sindirip bağırsaklara gönderme işlemi sırasında fazla asit salgılayıp, ortamdaki asit miktarını çoğaltmasıyla oluşmaktadır. Mide yanması tüm insanlarda görülebilen bir rahatsızlık olduğu gibi; hamile kadınlarda da sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Hamilelikteki mide yanması ise midedeki asidik ortamın çoğalmasından çok rahimin büyüyerek mideyi sıkıştırmasından kaynaklanmaktadır. Hamileliğin ilerleyen aylarında bu şikayetler de artar.

Mide Yanması Nedenleri

  • Ayaküstü atıştırmak,
  • Acele yemek yemek,
  • Büyük lokmaları çiğnemeden yutmak,
  • Masadan aşırı doyarak kalkmak,
  • Yemekten sonra hemen yatmak,
  • Yemekten sonra sağ tarafa uzun süre yatmak,
  • Yiyeceklerin çok sıcak veya çok soğuk olarak tüketilmesi.

Mide yanmasına ne iyi gelir? 
Lahana ve karnabahar içerdikleri maddeler sayesinde mideyi koruyucu bir görev üstlenirler. Ancak bu besinleri çok pişirmeden çiğ olarak tüketmek veya salata olarak tüketmek gerekmektedir. Kahve içmemek ya da türk kahvesini tercih etmek de mide yanmasına iyi gelmektedir. Aynı zamanda bitki çayları tüketmek de mideyi rahatlatmaktadır. Kahvaltıda tam haşlanmış yumurta ve kepekli gıdalar tüketmek, deniz ürünlerini çok sık tüketmemek de mide yanmasına iyi gelmektedir.

Mide yanmasına bitkisel çözüm yöntemleriyle de engel olunabilmektedir. Bitkisel tedavi birçok konuda olduğu gibi mide yanmasında da başvurulan alternatif tedavilerden biridir. Özellikle havuç suyu, yoğurt, nane çayı, papatya çayı, meyankökü gibi bitkiler mide yanmasında oldukça etkilidir.

Kabızlık

kabızlık

Kabızlık tuvalete çıkma sıklığında azalma ve tuvalet sırasında dışkı çıkarımında zorlanma olarak tanımlanmaktadır. Tuvalete çıkma sıklığı kişiden kişiye farlılık gösterir ve belli bir sayısı bulunmamaktadır. Bazı insanların dışkıları katı olabilmektedir. 2-3 gün tuvalete gidilmediği zaman dışkı sertleşmektedir. Tuvalet sırasında ağrı çekilebilir. Aynı durum normal olarak tuvalete çıkan insanlarda da görülmektedir.

Kabızlık durumunda tuvalete çıkma sayısında azalma olmaktadır. Dışkı katıdır. Karın ağrısı, fazla gazlanma olabilir. Rahatsız olan kişi tuvalet ihtiyacı duyar fakat bunu gerçekleştirmede zorluk çeker.

Kabızlık nedenleri

  • İçerisinde kafein ve alkol bulunan içeceklerin çok tüketilmesi,
  • Özellikle uzun süreli yolculuklarda vücudun rutine bağladığı yemek ve sindirim olayında değişimler,
  • Özellikle kaza geçirme ya da herhangi bir hastalık sebebiyle yatağan bağlı olan kişilerde uzun süre hareketsiz kalınması,
  • Hamilelik dönemi, doğum yapmak,
  • Psikolojik olarak sıkıntıda olan insanların vücut fonksiyonlarında azalma olmaktadır. Buna bağırsak faaliyetleri de dâhildir. Ayrıca psikolojik sebeplerden dolayı kullanılan ilaçların yan etkisi de neden olabilir.
  • Vücudun strese maruz kalması ile hormonlar, sinir sistemi, sindirim sistemi etkilenmektedir. Bu gibi sebeplerin bir araya gelmesi kabızlığa sebep olmaktadır.
  • Tuvalete çıkmayı geciktirmek ve bunu sürekli hale getirmek, vücudun artık doğal olarak tuvalet ihtiyacını ertelemesi yine kabızlığa sebep olmaktadır.
  • Bazı ilaçlar doktor tavsiyeli ve önerilen sürede kullanılmalıdır. Kabızlığı giderici ilaçlar gereğinden fazla kullanıldığı zaman bağımlılık yapacak ve bağırsakların tembelleşmesine sağlayacaktır.
  • Ağrı kesiciler, depresyon önleyici ilaçlar ve bazı haplar kabızlığa sebep olmaktadır.
  • Bazı nörolojik hastalıkların sindirim sistemine doğrudan etkiyerek kabızlığa sebep olduğu uzmanlar tarafından bildirilmektedir.

Kabızlığa ne iyi gelir?

Kabak çekirdeği, kuru üzüm, incir, kayısı, kepekli ve lif içeren yiyecekler, marul, dereotu, maydanoz, ıspanak, roka, havuz, turp gibi besinlerin bolca tüketilmesi kabızlık nasıl geçer sorusuna cevap olmaktadır. Kabızlığa iyi gelen yiyecekler dikkate alınarak bilinçli bir şekilde tüketilmelidir. Kabızlığa çözüm için tuvalete çıkma sıklığının düzene sokulması, hareketli kalınması ve bazı dışkı yumuşatıcı haplar kullanılması etkili ve yüz güldüren sonuçlara ulaşmayı sağlayacaktır.

Hazımsızlık

Hazımsızlık

Hazımsızlık, yemeklerden hemen sonra karnın üst bölgesinde oluşan ağrı,  şişkinlik, bulantı, göğüste yanma,  gaz, erken doyma hissi, midede yanma olarak kendini gösterir. Hazımsızlık ve şişkinlik birbirinden farklı rahatsızlıklardır. Şişkinlik; bağırsaklardaki çalışma düzeninin bozulmasından kaynaklanan rahatsızlıktır. Hazımsızlık ise; yanlış beslenme, aşırı stres, sıkı takılan kemerler, hızlı yemek yemek alışkanlığı, kafeinli ve gazlı içecekler tüketmek, sigara içmek, yağlı yiyecekler, kızartmalar, fazla alkol kullanımı, mideyi tahriş eden ilaç kullanımı hazımsızlık sorunu yaşanmasını tetikleyen etkenlerdir.

Hazımsızlık, birkaç saat içinde kendiliğinden düzelen bir rahatsızlık olmasına rağmen hazımsızlığa neden olabilecek hastalıkların araştırılması gereklidir. Şeker hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, ülser, yemek borusu iltihabı, safra kesesi taşı,  parazit, pankreas iltihabı, sindirim sistemi hastalıkları, hamilelik, aspirin veya romatizmal ilaçların kullanılması ve bağırsak hastalıkları ciddi olarak hazımsızlık sorununun yaşanmasına neden olan hastalıklardır.

Hazımsızlık hastalık değil rahatsızlıktır, bu yüzden yaşam tarzında yapılan değişikliklerle bu rahatsızlık giderilebilir. Fazla ve hızlı yemek yememek, haftanın belirli günlerinde düzenli egzersiz yapmak, kafeinli ve alkollü içeceklerden uzak durmak, baharatlı gıdalardan kaçınmak, düzenli uyumak, sigara alışkanlığını bırakmak, ağır ve yağlı yiyecekler tüketmemek, karnı sıkan dar giysiler giymemek, gece geç saatlerde yemek yememek hazımsızlık nasıl geçer sorusuna en basit cevaplardır. Bu alışkanlıklara dikkat edildiği takdirde hazımsızlık sorunu ortadan kalkar.

Hazımsızlığa ne iyi gelir sorusunaysa posalı, kepekli gıdalar, su ve sıvı yiyecek tüketimi, probiyotik yoğurt kullanımı, et yemekleri azaltılıp sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, taze sıkılmış meyve suları, kafeinsiz bitki çayları, antiasit ilaç kullanımı, nefes egzersizleri cevap niteliğindedir.

Adaçayı, papatya çayı, maydanoz suyu, anason çayı, melekotu, koyunotu, hurma, rezene çayı, zencefil, kakule, sarı kantaron çayı, kişniş, civanperçemi, hardal tohumu, fazla tüketilmediği takdirde kimyon ve karabiber gibi baharatlarda hazımsızlık da bitkisel tedavi yöntemi olarak kullanılır.

Hazımsızlık; sindirim ve boşaltım yoluyla ilgili bir rahatsızlık olmasından dolayı birçok hastalığın tedavisinde kullanılan aloe vera bitkisi bu rahatsızlığın giderilmesinde de etki eder. Gökçek aloe vera jel (bitki karışımlı aloe vera şurubu) bitkisel gıda takviyesi olup hazımsızlık sorununa olumlu faydaları vardır.

Mide Ülseri

ülser

Sindirim sistemi hastalıkları arasında yer alan mide ülseri, midenin iç kısımlarında oluşan yaralanmalara deniliyor. Ülser midede olabileceği gibi yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağı ve bağırsaklarda meydana gelebiliyor.

Bilindiği gibi mide asidi tahriş edici özelliğe sahiptir. Bu asidin fazlalığı ya da midenin kendini bu asitten koruyamayacak hale gelmesi sonucu tahriş olarak yaraların oluşması ülserin sebepleri arasında. Midedeki asit fazlalığı dışında sinir bozukluğu, tedavi edilmeyen gastrit, karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, safra azlığı, sindirilemeyen yiyeceklerin gereğinden fazla tüketilmesi, aşırı derecede tüketilen sigara ile çay veya kahve, asitli meşrubatlar mide ülserinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Ayrıca stres ülseri tetiklediği için ülser riski olan hastaların üzüntüye kapılmaması ve stresli ortamlardan uzak durması gerekiyor. Ülser çeşitleri arasında en önemli yere sahip hastalıklardan biri olan mide ülserinin birçok belirtisi bulunuyor.

Ülser Belirtileri

  • Başlangıç aşamasında midede ekşime ve ağırlık hissinin bulunması,
  • Hastanın ağzına ekşi suyun gelmesi,
  • Tat alma duygusunun azalması, dilin paslı olması,
  • Hastanın renginde solukluk meydana gelmesi,
  • Karnın üst kısmına bastırınca acıması,
  • İleri aşamalarda yemeklerden 3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrısı, terleme ve baş dönmeleri meydana gelmesi,
  • Büyük abdest ileri aşamalarda katran gibi olabiliyor.
  • İleri aşamalarda kusma ile beraber kan görülme ihtimali de belirtiler arasında yer alıyor.

Ülser tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ülser tedavisi başlangıç aşamasında yapılırsa mide asidini azaltıcı ve ülsere yol açan bakterileri ortadan kaldırmaya yönelik olarak gerçekleştirilir. Genelde ameliyat gerekmez. Ülser tedavisinin başarılı olabilmesi için hasta istirahat etmeli, yemekleri aşırıya kaçmadan ve belirli zaman dilimlerinde yemeli, bağırsakları düzenli çalıştırmalı, sigaradan uzak durmalı, diş sağlığına da gerekli önemi vermelidir.

Ülsere ne iyi gelir diye soranlara lifli gıdalar, K vitamini ve flavonoidler cevabı verilebilir. Bitkisel tedavi için en önemli tedavi kaynağı meyan köküdür. Meyan kökü çayının yanı sıra papatya çayı, ebegümeci, ısırganotu, aynısafa, kus ekmeği, eğir kökü, civan perçemi gibi bitkiler de ülser tedavisinde kullanılan bitkiler arasındadır. Koruyucu özellik taşıyan zeytinyağının da ülserden korunmak için içilmesi faydalı olur.

Reflü Hastalığı

reflü

Sindirim sistemi hastalıkları arasında yer alan reflü, Gastro Özofageal Reflü hastalığı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini mide içeriğinden koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanan bir hastalıktır. Erişkinliklerin yaklaşık olarak 1/5’inde bu hastalık vardır.

Reflü neden olur? sorusuna verilecek en iyi cevap mide içeriğinde bulunan asit, safra ve pankreas sıvısı içeren mide içeriğinin uzun süre yemek borusunda temas etmesi ve bu temas sonucu yemek borusunun kendini koruma özelliğini yitirmesi reflünün nedenidir. Mide tarafından salgılanan hidrojen iyonu büyük ölçüde asit salgılamaktadır. Bu asit yemek borusunu tahriş eder ve yakar. Bu tahriş yemek borusunun kendisini koruyan özelliğin ortadan kalkması sonucu kendini asitten ya da safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.

Gastro Özofageal Reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması nedeni ile oluşur. Reflü, asit, safra ve pankreas sıvısı içeren mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini bu mide içeriğinden koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülmektedir.

Mide içeriği, midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Mide içeriğinde hemen her zaman safra ve pankreas sıvıları da (enzimleri)  bulunur. Alkali özellikli olan safra ve pankreas sıvıları da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine (yangısına) neden olur. Reflü hastalığı, asitli ve/veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten ve/veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi ve mide fıtığı, reflü hastalığını tetikleyen nedenler arasında yer alır.

Reflü Belirtileri
Hastalığın hem başka hastalıklarla karıştırılan hem de kendisine özgü olan belirtileri vardır.
Hazımsızlıkla ilgili olan belirtiler
Göğüste yanma,
Yutaklarda kronik olarak yangı,
Ağza acı ekşi sıvı gelmesi,
Geğirme ve şişkinlik,
Ağza gıda artıklarının gelmesi,
Yutma güçlüğü çekme,
Ses kısıklığı,
Ağız kokusu,
Diş çürüğü,
Gıcık öksürüğü,
Çarpıntı ve kalbe baskı hissi,
Nefes darlığı,
Hıçkırık,
Kronikleşmiş sinüzit

Reflüye ne iyi gelir? sorusuna verilecek yanıt bitkisel protein, lifli gıdalar, sebzeler olmalıdır. Reflü mide rahatsızlığı olduğu için bu hastalığı olanlar özellikle baharatlı gıdalar olmak üzere birçok yiyeceği yerken dikkat etmeli hastalığı tetikleyen yiyeceklerden uzak durmalıdır.

Reflü tedavisi, yaşam ve yeme tarzının değiştirilmesi, ilaç tedavisi, cerrahi tedavi gibi yöntemlerle yapılmaktadır. Reflüye iyi gelen bitkiler arasında domates dışındaki tüm sebzeler ile hatmi çiçeği, kaygan karaağaç, meyan kökü, papatya, Zerdeçal önemli yer tutmaktadır. Reflü çok sık görülen hastalıklardan biri olmasına karşılık tedavi edilmemesi durumunda büyük problemlere hatta kansere bile yol açmaktadır.

Hemoroid (Basur)

Hemoroid

        Bir tür sindirim sistemi hastalığı olan basur, bu isminin yanında mayasıl olarak da bilinmektedir. Vücudun anüs bölgesinde çok sayıda atar ve toplardamar bulunmaktadır. Basur rahatsızlığında da bu damarların şişerek ve genişleyerek meme yapması söz konusudur. Tıp dilinde bu hastalığın hemoroid olarak geçmesinin sebebi, rahatsızlığın anüs bölgesinde yer alan hemoroid doku üzerinde meydana gelmesinden kaynaklanır.

Hemoroid rahatsızlığı, hemoroid evreleri denilen dört farklı dönemden meydana gelir. İlk evresinde henüz damarların şişmesinden dolayı anüsten dışarı çıkan bir meme bulunmaz. Tuvalete çıkıldığında şayet bir zorlanma varsa buna bağlı hafif kanamalar gözlemlenebilir. Hastalığın ikinci evresinde ise söz konusu memeler tuvalet esnasında dışarı çıkabilmektedir. Ancak devamında bu damarlar kendiliğinden eski halini alabilir. Hastalığın üçüncü evresi iyice ilerlemiş vaziyettedir. Zira ağrılar oldukça artmış ve daha yoğun kanamalar gözlemlenmeye başlamıştır. Ayrıca damar şişmesinden kaynaklanan memeler dış müdahale olmadan anüsün içinde kalmaz. Dördüncü ve son evrede artık bu oluşan memelerin sürekli dışarıda kalması söz konusudur. Sürekli ağrı ve kanama görülür. Başlıca hemoroid belirtileri de bu şekilde çeşitli seviyelerde kanamalar ve ağrılardan oluşmaktadır.

Ancak bu dört evreden bağımsız olarak, basur rahatsızlığı olanlarda gözlemlenebilecek daha farklı bir vaka da mevcuttur. Basura bağlı oluşan kanama damar çeperinin çatlaması ile meydana gelmiş ve cilt dışına da çıkamamışsa burada cilt altında bir kan birikimi meydana gelir. Morarma ve çok şiddetli ağrı olarak kendini gösteren bu durumda tüm evrelerden bağımsız olarak acil müdahaleler gerekebilmektedir.

Hemoroid nedenleri olarak kısaca birkaç başlıktan söz etmek faydalı olacaktır. Bu nedenlerden bazıları şöyledir;

  • Sürekli tüketilen fast food sonucu oluşan kabızlık,
  • Beyaz un içeren ürünlerin sık tüketilmesi,
  • Uzun süre tuvalete çıkılmaması,
  • Katı gıda ağırlıklı ve meyve sebzeden eksik beslenme,
  • Aşırı kilolar ve obezite,
  • Tuvalette uzun süre kalma durumları,
  • Kadınlarda gebelik durumu

Hemoroid tedavisi için birçok yöntem önerilebilmektedir. İlaç tedavisi, lazerle ameliyat bunlardan bazılarıdır. Ancak hemoroidin tedavi sürecinde bitkisel tedavilerden de faydalanılabildiği bilinmektedir. Bu amaçla; söz konusu bitki kullanılarak hazırlanmış ürünlerin tüketilmesi de mümkündür.

Bağırsak Mantarı

Bağırsak Mantarları

İnsan vücudu, birbirine tezatlar içeren birçok ortamın bir arada bulunduğu karmaşık bir yapıdır. Örneğin çoğu bakteri, vücudun birçok bölümüne ciddi hasarlar verip iltihaplanmalara yol açarken aynı vücudun bazı kısımlarının da bu bakteriler olmadan sağlıklı yaşayamayacağına şahit oluruz. Pek çok asalak canlı bize büyük zararlar verebilirken kimi organlarımızın bunlara oldukça ihtiyaç duyduğunu öğreniriz. Bu gibi durumlarla vücudumuzda çok sık karşılaşılmaktadır.

Aslında bağırsak mantarı da bunlardan sadece biridir. Adı üstünde öncelik mantar olmasından dolayı üretmeyen, sadece başkasının ürettiğini tüketen diğer bir deyişle parazit bir canlıdan bahsetmekteyiz. Bu sebeple bağırsak mantarı denince ilk akla gelecek olan şey, vücudu yoran asalak varlıklar olabilir. Ancak gerçekte durum böyle değildir. Bağırsak mantarı içinde yaşadığı bağırsaklara büyük katkılar sağlayan bir varlık olarak kendisini göstermektedir. Bağırsaktaki sindirimden arta kalan besinleri tüketerek yaşamlarını devam ettiren bağırsak mantarları bu sayede tam bir sindirim yapılmasını sağlamaktadır. Fakat bu durumda bile bağırsak mantarlarının temelde birer parazitten ibaret olduğu unutulmamalıdır. Zira normal şartlar altında bağırsaklara yardımcı olan bu canlılar, sayıları olması gereken seviyenin üstüne çıktığında artık vücudumuz için birer tehlike halini alabilmektedirler. Yine bağırsaklarımızda yaşayan, bu mantarların nüfusunu belli bir seviyenin altında tutmaya yarayan bir takım bakteriler bulunmaktadır. İşte bu bakterilerin sayısı her hangi bir dış etken sonucu azalırsa artık mantarların üremesini kontrol altında tutamaz hale gelirler ve bağırsakta bulunan mantarların sayısı olması gerekenin hayli üstüne çıkar. Böyle bir durumda mantarların artık bağırsakta kalmayarak damarlarımıza ve kanımıza bulaşması söz konusu olabilir. İşte bu da bağırsak mantarı kaynaklı rahatsızlıklara yol açar.

Bağırsak mantarı belirtileri çeşitli şekillerde görülebilir. Deride kaşıntı, nefes alıp vermede güçlük, sebepsiz şekilde şekere duyulmaya başlanan arzu, alkol tüketimi olmadan ağızdan gelen alkol kokusu ve bunlar gibi birçok belirti sayılabilir. Bağırsak mantarı bitkisel tedavi ile kontrol altına alınabilen bir rahatsızlıktır. Bağırsak mantarına iyi gelen bitkiler arasında ilk akla gelenlerden biri aloe vera bitkisi olabilir. Aloe vera jel içerisinde bulunan enzimler ve mineraller bağırsak florasında oluşan pazazitleri ve mantarların vücuttan atılarak yok olmasını sağlar. Bunun gibi birçok şifalı bitki sayesinde vücuda yayılan mantar nüfusu tekrar kontrol altına alınabilmektedir. Bağırsak mantarı tedavisi şayet geciktirilirse, mantarlar vücutta çok daha farklı rahatsızlıklara yol açacak şekilde çoğalıp yayılabilirler. Dolayısıyla evlerde kolaylıkla uygulanabilecek olan bitkisel tedavi yöntemleriyle bile bu kadar yol alınabilen bir rahatsızlığın tedavisinde vakit kaybetmemek gerekir. Ancak tedavi öncesinde vücudun hangi bölgelerinde mantar yayılması olduğunu öğrenebilmek ve doğru tedavi yöntemini belirleyebilmek adına bir doktora başvurulmasının da faydalı olacağı hatırlatılmalıdır.